Başörtülü YGS şeriat getirmedi.
YGS de başörtüsü şeriati getirmedi. Kıyamet de kopmadı.
Dün YGS sınavı vardı. Gerek
okullarda gerekse haber bültenlerinde başörtüsü ile sınava giren öğrencileri
gördük. Polisin başörtüsünün içini aradığı bile ekranlara yansıdı. Sınava
başörtülü öğrenciler girdi diye ülkemize şeriat gelmedi. Gelmeyecek. Gelmesini planlayan hiçbir kişinin
olduğunu da sanmıyorum.
Bu yazımı
4+4+4 eğitim sistemi TBMM’den geçtikten sonra 2 kızı YGS sınavına girmiş bir
baba olarak yazıyorum.
Dün 2
kızım lise son sınıf öğrencisi olarak YGS sınavına girdiler. İkisi de 2. Sınav için
hazırlık yapmaya hemen başlayacakları kadar başarılıydılar. Dün “Hadi Kızlar
Okula” diyip başörtülü kızları okul kapısından çevirecek kadar kendisi ile
çelişen yönetimlerin uygulamalarını düşündüm.
5 ve 4
sene okuduktan sonra çocuklarımdan her hangi biri sırf başörtüsü var diye
sınava gireceği okulun kapısından çevrileseydi ne düşünürdüm. Neler
hissedebilirdim. Hissiyatım ne olurdu. Nasıl çözüm üretmeye yönelirdim bunu
düşündüm. Dün olduğu gibi olmayan hiçbir çözüm beni tatmin etmedi. Sizlerde
düşününüz. Her bireyin kişisel özgürlüklerinin olmadığı hiçbir çözümün çözüm
olmadığını sizler de bulacaksınız.
Dün gerek
haberlerde ve gerekse bugünkü gazetelerin 1. Sayfalarında sınava başörtülü
öğrencilerin girmesi ile ilgili tek bir satır haber bulamadım. Neden yok onu da
anlamadım. Bu olay bu kadar önemsiz bir şeydi ise neden yıllarca bu zulüm
üzerinden bu insanlar eza çektiler. 28 yaşına gelmiş olan kız yeğenim de dün
tekrar sınava girdi. Çok parlak bir öğrenci iken, Kartal Anadolu İ.H.L.
bitirmiş aynı sene başlayan başörtüsü yasağı ve katsayı adaletsizliği nedeni
ile 12 sene kaybetmiş olan yeğenim geçen sene Eczacılık Fakültesine girdiği
halde tatmin olmadığı için bu sene tekrar sınava girdi. Umarım bu sene idealini
gerçekleştireceği okulu kazanma başarısını gösterebilir.
Yeğenimin
12 senesinin hesabını kim verecek. “Hadi Kızlar Okula” diyenler neden 12 sene
yeğenime bu zulmü layık gördüler. Yeğenimin içinde kopan fırtınalar hayat boyu
dinebilir mi? Soruyorum. Yeğenimin gelecekte yapacağı anormal işler olursa
suçlusu ve sorumlusu kim olacaktır. Okuma aşkı ile yanan bir kız çocuğu. Anne,
baba ve devlet baskısı nedeni ile kaybedilen yıllar. Kim Elif’imin yapabileceği
anormalliklerin sorumlusu.
Yüksek
İslam Ensitüsü (şimdiki ilahiyat fakültesi) mezunu baba gördüğü eğitimin gereği
olarak ergen olmuş kızının başörtülü olmasından başka hiçbir alternatifi kabul
etmiyor. Kendine şeyh tanımlamasını uygun gören bir babanın kızı olan yengemi
hiç yazmama bile gerek yok. Çünkü tüm şahsi sorgulamalarıma rağmen çarşaf
giymekten asla vaz geçmedi. Elif’in başındaki başörtü her şeyden önce Elif’în
özgür iradesi değil. Anne ve babanın ona öğrettikleri.
Hatırlıyorum.
1986’da Ege Üniversitesi Fen Fakültesi – Astronomi bölümünde başörtülü bir
sınıf arkadaşımız vardı. O dönemde anlamsız bir uygulama ile başörtüsü mü?
Türban mı? Tartışması yapılıyordu. Ve bu arkadaşımız bu tartışmalar arasında
zaten çok ağır olan eğitimi bıraktı. Bu ne biçim kızları okutalım anlayışı.
Okula gelmiş kıza eğitim vererek onun gerçekleri görmesini ve karar vermesini
sağlamak yerine ne tür bir bağnazlık dur sen okuyamazsın der.
Çok fazla uzatmadan 4+4+4 olarak tanımladığımız yeni
kanunumuza gelelim. YGS den sonra 4+4+4 den etkilen 10 yaşındaki çocuğum nedeni
ile kanunu çok iyi takip ettim. 2002 li oğlum bu sene 2. Kademe eğitime
başlayacak. İ.H.L. mezunu bir baba olarak tabi olarak oğlumun da İ.H.L. orta
kısmına gitmesini uygun görüyorum. Bu oğlumun seçimi değil. Doğrudan benim
seçimim. Yıllarca İ.H.L. mezunu olduğumu söylemekten tedirgin olarak yaşamış
bir kişi olarak yinede oğlumun İ.H.L.’ne gitmesini doğru görüyorum.
Şu an
kanunun uygulanma ayrıntıları belli değil. Eğitim kalitesi ile kendini
ispatlamış olan bir İ.H.L.’nin orta kısmına oğlumun başlamasını istersem bunu
nasıl sağlayacağım henüz belirsiz. Bu nedenle adrese dayalı sistemle
yerleştirmeyi yapmayı amaçlayan hükümetin bu konuda yanlış düşündüğünü
düşünüyorum. Sınav sistemini kaldırmak hiçbir zaman mümkün değildir. Arz –
talep dengesini sınav sistemi olmadan düzenleyebilmek mutlak adaletsizliği
getirecektir.
Bunu örneklendirmek ve yazımı bitirmek istiyorum.
Adrese dayalı eğitim sistemine göre öğrenci kabul edecek
olan orta okullardan eğitim kalitesi yüksek olan okul civarındaki emlak
fiyatları ve kira bedelleri oldukça yüksek rantlar oluşturacaktır. Bu rant
parlak zekalı öğrencilerin değil, cüzdanı şişkin aileye mensup olan öğrencilerin
kadrosu iyi olan okulları parsellemeleri demek oluyor.
Sayın Milli Eğitim Bakanının ve Başbakanın bu konuyu iyi
incelemeleri gerekiyor. Yıllarca zulme maruz kalmış olan mütedeyyin aileleri
yep yeni bir zulüm ile baş başa bırakmak sanırım amaçlanan sonuç değildir.
Ülkemizde
dini eğitim görmüş olarak liselerden mezun olup ta fakülteleri bitiren
öğrencileri emin olun geleceğimize büyük ışık tutacaktır. Bu nedenle sınava
başörtülü öğrenciler girdi diye şeriat ülkemize gelmedi. Gelmeyecek. Dini
eğitim veren okullar çoğaldı diye de Ülkemize şeriat gelmeyecek. Ülkemize şeraitin gelmesini isteyen birileri
çıkacak olursa emin olunuz onların yakasına ilk yapışan dini eğitim görmüş
kişiler olacaktır. Cumhuriyetimizin kazanımlarını özelliklede özgürlük
konusundaki kazanımlarını hiç ama hiç kimse değiştiremez.
Saygılarımla