Oku! Oku da Benim gibi. Eşek Olma!
Oku! Oku da Benim gibi. Eşek Olma!
Kürtaj konusunda nerden çıktı diyenler var. Çok daha büyük
sorunlarımız varken, yaşayanların haklarını gözetip kollayamazken daha doğmamış
çocukların haklarını korumak da nereden çıktı diyenler var.
Çok güzel bir örneğimiz vardır. Espri yapmak isteyen büyüklerimiz, özellikle
okuyan öğrencilerimize takılırlar.
Tonlama ile hissettirilen
düşünceyi yazı ile anlatmak için aynı cümleyi iki kez yazmak zorundayım.
-Oku. Oku da Baban gibi. Eşek
olma!
-Oku. Oku da Baban gibi, eşek
olma!
İki
cümle arasında değişen tek şey nokta ve virgül.
Nedense
dün, bugün yapılan kürtaj(küretajmış aslı) tartışmalarında bu nokta ile virgül
değişikliği aklıma geldi.
Başbakanımız, çok can alıcı bir benzetmeyle “Her kürtaj bir
Uludere’dir” dedi. Ertesi gün bir yazar 25 gazetenin bu cümleyi aynen manşet
yaptığını yazdı.. Tüm gazetelere bakmadığım halde medyamızı bildiğim için;
kişinin doğru yazdığını tahmin edebiliyorum.
“Her
kürtaj bir Uludere’dir” ne anlama geldiğini ve başbakanımız bu cümleyi
söylerken ne kast ettiğini daha önce yazmıştım. O konuya girmeyeceğim. Fakat
gerek Başbakanımız ve gerekse danışmanları gerçekten medyayı çok iyi
tanıyorlar.
-Oku.
Oku da Baban gibi. Eşek olma!
-Oku. Oku da
Baban gibi, eşek olma!
Medyanın sazan gibi virgüle dolanacağını çok iyi tahlil
etmişler. Sazanlarımız virgüle dolanınca o kadar ilginç diyaloglar başladı ki;
her kafadan bir ses çıkmaya başladı. Bunun üzerine Başbakanımız ben kürtaja
karşıyım diye de açıklama yaptı. Ve sezaryeni devamına eklemiş oldu.
Dahası öyle bir cümle daha söyledi ki; artık etrafın toz
duman olması bile işten değildi.
Tasmalarınızı çıkardık cümlesi yenilir yutulur cümle
değildi. Medya mensuplarının öze ulaşması için önlerinde engel olmadığını
anlatan cümle yine virgüle dolanıp bambaşka yerlere gitti. Ülkemizin geçmişinde
mazlum halkın ezilmesinin baş mimarlarından biri bile açıkça ben tasmalıyım
dedi.
Yine
gerçek güme giderken bu sefer devreye Prof. Dr. Recep Akdağ girdi.
Gerekirse
ile başlayan şartlı bir cümle ile kötü durum karşısında çocuğa devlet bakar
diyiverdi.
Aman Allahım! Başyazarımız İsmail bey dahil tüm medya linç
kampanyasına başladı.
Bakan diyor ki biz taslak hazırlayıp önce Bakanlar Kuruluna
oradan da meclise götüreceğiz kanun teklifimizi. Bunu yapmadan önce konu
tartışılsın diye medyaya taslağı da açıklayacağız ki kamuoyu oluşsun. Ve bu
tartışmalardan çıkacak sonuçla eğer Kürtaj’ın yasaklanması kararı çıkarsa
gerekirse o durumda olan çocuğa devlet bakar.
Vay sen
misin böyle diyen. Başta sayın Balçiçek İlter (Pamir) olmak üzere yapılan provokasyon
sonucu sanki Bakan tecavüz edilen kadın çocuğunu aldırmayıp mecbur doğuracak,
doğan çocuğu da anne istemezse devlet bakacak demiş gibi hakaretler başladı.
Twitter.com
üzerinde başlayan hakaretlere dayanamadığım için müdahil oldum. Kendini bilen
bir çok kişi provokasyonu anlayıp yazdığı mesajı sildi. Nokta ile virgül
ayrımını anlamayanlar ise aynen devam.
Tam da
bu arada gündeme Sayın Ali Akel ismi ile bir zat daha girdi. Neymiş efendim
zatı muhterem Başbakanı eletirmiş te 16 yıldır çalıştığı gazetesinden kovulmuş.
Yazıyı okudum. Anlamadım tekrar okudum. Olmadı bir daha okudum. Eşek olmamak
için yılmadım bir daha okudum.
Tanıdığım
ne Başbakana bu yazı okuması için bile verilmeye değer bulunmaz. EEE gazete
yöneticileri bu yazıdan dolayı o kişiyi işten atmazlar. Bu yazıda önemsenecek hiçbir
şey yok ki;
Ya ben okumadığım için eşek oldum. Yada yazıyı okumadan asıp kesenler eşek
oldular. Bu işteki terslik burada.
Hiç
kimsenin tanımadığı anladığım kadarıyla da oldukça çalışkan olan sayın Ali Akel
bulunduğu yerde iyi bir akıl hocası desteği ile veya doğrudan kendi planı ile
gazete yöneticilerinin kendisini kovmalarını sağlayacak oyunu oynamış. Yada hani şu casus filmlerinde olur ya o
cinsten bir oyun oynanıyor.
Ama
bizim sazan medya bel atı vurma merakı ile ver yansın ediyor. Bu işin perde
arkasını gerçekten merak ediyorum. Neler oluyor. Bu iş hiç göründüğü gibi bir
iş değil.
Eee
bizim asıl konumuz bu arada güme gitmek üzere.
Dün izlediğim birkaç tartışmadan gördüğüm net sonuç şu.
Bu kadar sığ düşünen insanlardan oluşan köşeciler, program
yönetici ve yorumcuları bataklığın b’sinin bile farkına varamayıp sivrisineklerin
peşinden koşacaklar. Ve gerçekler korkarım gün yüzüne çıkamayacak.
Başbakanımızın
attığı pası gole çevirecek hiç kimse çıkmayacak.
Bataklığın
büyüklüğü karşısında uğraşılan sivrisineklerle asla sorunlarımız çözülemez.
Asla gerçek anlamda tartışma ortamları oluşamaz.
Lütfen
bu satırları okuyanlar. Sizler okuyun. Okuduğunuzu anlamıyorsanız bir daha
okuyunuz. Siz okumazsanız benim eşek olmaktan kurtulmam mümkün değil.
Saygılarımla

