Harun Karun’laşsın diye mi? Karun’ları kovsun diye mi?
Harun Karun’laşsın diye mi?
Karun’ları kovsun diye mi?
Son
günlerin en sıcak gündem maddelerinden bir tanesi Sayın Numan Kurtulmuş’un
Başbakanımızla görüştükten sonra yaptığı açıklamalarla başlayan süreç.
Bu
sürece en büyük tepki, sayın Mehmet Bekaroğlu’undan geldi.
Yazıma
sayın Bekaroğlu’na twitter.com dan doğrudan yazdığım mesajlarla başlayacağım.
Mesajlarda kesintilerin sebebi her mesajın en fazla 140 karekterle sınırlı olmasıdır.
Bu bütünlüğü bozmamak içinde aynen aldım.
Ben:
Sayın @MBekaroglu sizleri takip eden ve takdir eden bir kişiyim. Yarın açıklama
yapmadan hiç bir şeyin göründüğü gibi olamayacağını lütfen (devamı bir sonraki
mesajda)
Ben:
düşününüz. MYK toplantısını resmi
anlatımla değil de, öze yönelik kurgunuzla değerlendiriniz. Harun'dan Karun'a
mı? Harun'a mı? @MBekaroglu
Mehmet Bekaroğlu
Arkadaşlar, bu siyaset. Evet biz siyaseti önemsiyoruz. Ama hayat siyasetten
ibaret değildir.
Ben:
Mehmet bey Sakin olmalısınız. 94-99 yıllarını düşününüz. Liderim dediğiniz kişi
ile davanızın bağını doğru kurabilirsiniz. @MBekaroglu
Mehmet Bekaroğlu
Herkes farklı şekilde düşünebilir, hareket edebilir. O nedenle bence aşırı
şeyler yazmayalım.
Ben:
Eleşitirilerinizin haklılığı nedeni ile oluşturulmaya çalışılan bir bütünlük
daha doğru olmaz mı? Harun'dan Karun çıkmasına dur @MBekaroglu
Ben:
Şu anda benim bulunduğum bölgede Akparti teşkilatı üretmiyor. Emret komutanımı
oynuyor. Bu yanlışa dur demek için olamaz mı? @MBekaroglu
Ben:
Özde Harun gibi gelip Harun gibi gidecek yep yeni bir teşkilat yapısı hedefi
ile birleşme olması sizce de makul değil mi? @MBekaroglu
Kısa kısa yazdıklarımla Sayın Kurtulmuş’a teklifin öncelikle
iktidar partisinden gittiğini, bu teklifin gitme sebebinin ise temel de halka
hizmet etmek için teşkilatlarda görev alanların bu amaçlarını unutarak
kendilerine hizmet etmeye yöneldiklerini, bu durumu da Başbakanımızın içine
sindiremediği için 1994 – 1999 yılları arasında beraber çalıştığı ve siyasi
kanadın sorumluluğunu üstlenen sayın Kurtulmuş’u görece davet ettiğini
düşündüğümü ifade etmeye çalıştım.
Gelen
genel mesajlara baktığım da ise herkes sayın Bekaroğlu’nun bu birleşmeyi
kabullenmeyip istifa etmesinin daha doğru olduğunu empoze etmeleri yönündeydi.
Sonuç
olarak Mehmet bey sağduyulu olarak bekleyip gidişata göre karar vermek yerine açıklama
yaptığı gibi herkesin beklentisine uygun olarak kapalı kapılar ardında yanlış
sözler verildiği şeklinde suçlamalarla ben yokum dedi.
Bu
durumun sorulduğu sayın Kurtulmuş ise ben söyleyeceğimi söyledim diyerek
bekleyip görünüz dedi.
Bu
birleşmenin temelinde 2014 yılı seçimleri olduğunda herkes hem fikir. Bu
noktada hiç kimse farklı düşünce taşımıyor.
Düşüncelerin
ayrıldığı nokta ise sayın Kurtulmuş’un Hasparti’nin kurulma zamanında sarf
ettiği çok net tanımlamayı hatırlayalım.
Harun
gibi gelip Karunlaşmayacağız. Yani Harun gibi gelip Harun gibi gideceğiz.
Harun gibi gelip Harun gibi gitmek ne demektir.
Harun ismi ile anlatılan ve kısa da olsa Kur’an-ı Kerimde geçen 20 ayetten en
net olarak anlatım da Hz. Harun’u kardeşi Hz. Musa’nın arkadaş olarak istediği,
Hz. Musa’nın Tur dağına gitmesi esnasında Hz. Harun’u vekil olarak bırakması ve
bu vekillik döneminde halkın Hz. Harun’u dinlemeyerek puta tapmaya
başlamalarıdır.
Karun meselesi ise yine Hz. Musa ile beraber olup Kur’an-ı
Kerim’de 2 ayette ismi geçen, Hz. Musa’dan öğrendiklerini kendi zenginliği için
kullanan ve çok zengin olunca da parayla satın aldığı bir kadın aracılığı ile
Hz. Musa’ya iftira attırması sonucu helak edildiği anlatılan kişi.
Bu anlatımlarda çok net olan Hz. Harun’un kendisine emanet
edilene ihanet etmediği ama bütünlüğü sağlayamadığı,
Karun’un ise hızla zenginleşmesi ile zenginliğini
zenginleşmesine sebep olan Hz. Musa’nın aleyhine kullandığı gerçeği. Ve bu
nedenle yok edildiği anlatımı.
Peki sayın Numan Kurtulmuş’un anlatımında ben (biz diyemedim
çünkü algı farklılığı olabilir) olayı nasıl algılıyorum.
Harun gibi gelip Karun’laşmayacağız sözü ile ben yetki almak
için sizlerin takdirini kazandıktan sonra yetkili hale gelince verdiğimiz
sözleri unutmayıp en önemlisi geldiğimiz noktayı unutmayıp mutlaka sözlerimizi
yerine getireceğiz. Sözlerimizi yerine getiremezsek te yetkilerimizi kullanarak
zenginleşmeye çalışmayıp olduğumuz gibi kalacağız.
Özde başarısız bir vekalet örneği olan Hz. Harun örneğini
de, Karun olayını da ben tasvip etmiyorum.
Fakat şu anki konjonktür gereği ortaya çıkmış öyle bir
anormallik var ki;
Vekil edilen yetki verilenler kendilerine yetki verenleri beğenmeyip 2. Sınıf vatandaş
muamelesi yaparak kendi menfaatlerine yönelik mücadele içerisindeler.
Örneği günümüze taşıyarak Harun ile Karun örneğini anlatmak
isterdim. Ama şu anda anlatmayacağım. Detaylandırmadan üstü kapalı geçeceğim.
Başbakan’ımızın ilk temelini attığı bölge olan Başakşehir’de
yaşıyorum.
Burada yaşananlar tam anlamı ile Harun’a teslim edilmiş gibi
görünen noktaların Karun’lar tarafından ele geçirilmiş olması örneğini
yansıtıyor.
Ben bu durumları tüm Türkiye genelinde yaşayan
Başbakanımızın bu duruma çözüm üretmek ve gelecekte ki her kesin hem fikir
olduğu Başkanlık seçimlerine giden yolun açılması için birliktelik
çalışmalarının yapıldığını düşünüyorum.
Tam tersi düşünceyi savunan kişilerin argümanları da doğru olabilir.
Yine konuyu bizzat yaşayan kişilerden biri olduğum için bu tezi de şöyle
düşünüyorum.
Önce Saadet ardından Hasparti teşkilatlarının idaresinde
maddi sıkıntılardan bunalan Sayın Numan Kurtulmuş Karun’laşmış olan Başbakan’ımız
ve ekibinden şantajla destek istemiş akabinde de Başbakanımızın teklifi ile
Karunlaşma ile mücadele için veya tersi biraz da biz nasiplenelim kabilinden
birlikteliğe Sıçak bakmıştır.
Olmaz diye bir şey yok. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını
korumak iddiası ile yola çıkanlar şu anda bırakın tüyü bitmemiş yetim hakkını,
açlıkla mücadele eden insanların sofralarından aldıkları ekmekle siyasi yatırım
yapıyorlar.
Bu olayların ya farkında olan Başbakan çözüm arıyor.
Ya da bu olayları açıklamakla tehdit eden şantajcıyı bünyesinde eritiyor.
Şimdi halk burada hakkını korumaya yönelirse Harun gibi gelip Karun’laşmayacağız
diyeni sadece takip ederek kanını emen sülüklerin bir kısmından kurtulabilir.
Yok halk hakkını korumaya yönelmezse her devrin adamları
halkımızı da Harun gibi gelip Karun’laşanları da rahat rahat sindirecektir.
Veya benim ümit ettiğim gibi Başbakanımız hoşnut olmadığı durumları Harun’lardan
oluştuğunu düşündüğü Saadet ve Hasparti teşkilatlarının katılımı ile sona
erdirmeye gerçekten tüyü bitmemiş yetimin hakkını korumaya yönelecektir.
Saygılarımla

